CÜMLEDE ANLAM

 


 

    Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir. Birbirini tamamlayan birçok sözcük cümle olabileceği gibi tek bir sözcük de

cümle özelliği gösterebilir.  “Seni dün aramıştım.” da  “Geliyorum.” da bir cümledir. Önemli olan sözcüğün ya da söz öbeğinin bir yargı bildirmesidir.

 

Cümle Vurgusu

    Bir cümlede önemle belirtilmek istenen kavram vurgulanır.

*İsim cümlelerinde vurgu yüklem görevindeki sözcük üzerindedir.

*Fiil cümlelerinde vurgu yükleme en yakın olan öğe üzerindedir.

*Cümlede “mi” soru edatı varsa vurgu “mi” edatının yanına geldiği öğe üzerindedir.

*Devrik cümlelerde yüklem cümle başındaysa vurguludur.

 

         CÜMLEDE ANLATILMAK İSTENEN

    Her cümlede dile getirilen bir duygu ya da düşünce vardır. Cümleyi söyleyen, dinleyene bu duygu veya düşüncelerle bir şeyler anlatmak ister. Bir cümlede anlatılmak istenen neyse o cümlenin ana düşüncesi odur.

 

 ÖRNEK SORU:

“Zihniniz yalnızca kendi varsayımlarınıza açıksa, pek uzağa gidemezsiniz.”

 

Bu cümlede anlatılmak istenen düşünceyi aşağıdaki yargılardan hangisi destekler?

 

A)Her insanın kendine göre doğruları vardır.

B)Bir görüşün doğruluğu, kanıtlanmasına bağlıdır.

C)İnsanları büyük yapan düşünceleridir.

D)Sizden daha doğru düşünenler olabilir.

                                                                                               (ÖO 2003)

 

ÇÖZÜM:

 Cümlede yalnız kendi düşünceleriyle (kendi varsayımlarıyla) hareket eden, başkalarının düşüncelerine değer vermeyen kişilerin başarısız olacakları (uzağa gidemeyeceği) anlatılmaktadır. Bu nedenle insan, kendisinin yanlış düşünebileceğini hesaba katarak, başka kişilerin düşüncelerine önem vermeli, başkalarının da doğru düşüneceğini unutmamalıdır. Bu görüş D seçeneğinde vardır.

YANIT: D

 

 

ANLAMDAŞ VE YAKIN ANLAMLI CÜMLELER

    Bir cümlede dile getirilen duygu ve düşünce değişik biçimlerde söylenebilir. Aynı düşünceyi bildiren bütün bu cümleler birbirleriyle yakın anlamlıdır.

   Cümlelerin anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için eş ya da yakın anlamlı sözcüklerin cümlelerde kullanılarak aynı düşüncenin en az iki ayrı biçimde ifade edilmesi gerekir.

 

             

ÖRNEK SORU:

“Çalışmak için uygun gün ve saat bekleme; istediğin gün ve saatte çalışabilirsin.”

 

Yukarıdaki cümleye anlamca en yakın cümle aşağıdakilerden hangisidir?

(ÖO 1999)

A) Hiç ara vermeden düzenli çalışmalısın.

B) Çalışma zamanını iyi kullanmalısın.

C) Çalışma koşullarını kendin yaratmalısın.

D) Her zaman çalışabileceğini bilmelisin.

YANIT: D

 

CÜMLEDEN ÇIKARILAMAYACAK DÜŞÜNCELER

   Bazı sorularda, verilen bir cümlenin anlamı içinde bulunmayan yargılar sorulur. Bu tür sorularda yine verilen cümlenin anlamının iyi anlaşılması gerekir.

 

Örnek:

“Halk şiirinde şair, kendini özentiye, yapaylığa kaptırmaz.” cümlesinin aşağıdaki cümlelerle ilgisine bakalım:

1.“Halk şairi; sevinçlerini, acılarını, olayların kendisi üzerindeki etkilerini, duyduğu gibi belirtmek ister.  

 

2.İçtenlik, kolay ve hazırlıksız söyleyiş, Halk şiirinin en üstün niteliğidir.

 

3.Halk şiiri, özgün olması ve Türk ruhunu yansıtması bakımından ulusal karakter taşıyan bir şiirdir.

   Örnek olarak verilen cümlede Halk şiirinin doğal bir şiir olduğu anlatılmıştır.

   Birinci ve ikinci cümlelerde de Halk şiirinin doğallığı dile getirildiği için bu iki cümle örnek cümleyle aynı doğrultudadır.

   Üçüncü cümlede, Halk şiirinin ulusal bir şiir olduğu söylenmiştir; bu, örnek cümleyle ilgili olmayan bir düşüncedir.

 

ÖRNEK SORU:

“Gül soldu, çocuk uyudu dersek şiirsel bir anlatım olmaz; ancak çocuk soldu gül uyudu dersek şiirsel bir anlatım olur.” cümlesinden aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

(LGS 2004)

A)      Şiirde mecazlı bir anlatım söz konusudur.

B)      Şiirsel anlatım günlük dilden farklıdır.

C)      Şiirsel anlatımda benzetmelere yer verilir.

D)      Şiirde devrik cümle kullanılır.

 

ÇÖZÜM: A, B ve C seçeneklerindeki yargılar, verilen örnek cümleden çıkarılabilecek yargılardır; fakat D seçeneğindeki yargıya ulaşmak mümkün değildir.

YANIT: D

 

ANLAMCA ÇELİŞEN CÜMLELER

Bazı cümleler aynı konuda birbirinin tersi iki yargıyı, durumu ifade edebilir.

 

Örnek:

“Sanatçının neyi söylediği değil, nasıl söylediği önemlidir.” cümlesinden

“Bir eserin sanat eseri sayılabilmesi için biçim ve içerik dengesini sağlamış olması gerekir.” yargısı çıkarılamaz. Ancak bu yargı örnek cümleyle çelişmez; çünkü bu cümle örnek cümleyle ilgili olmayan bir düşüncedir.

“Sanatçı, toplumu ilgilendiren konular bulmadıkça başarıyı yakalayamaz.”

cümlesi örnek cümleyle çelişir; çünkü bu cümlede konuların bir esere değer kazandıracağı söylenmiş. Örnek cümlede ise anlatımın yetkinliğiyle sanatçı olunabileceği söylenmiştir.

 

 

CÜMLE TAMAMLAMA

   Cümle anlamıyla ilgili bir diğer soru tarzının cümle tamamlama olduğundan bahsetmiştik. Bu tip sorularda bazen bir konuşma metninde, konuşma yeri boş bırakılır ve boş bırakılan yerin tamamlanması istenir. Bazen de bir cümlenin başı ya da sonu boş bırakılıp cümlenin anlamını tamamlayıcı sözcük ya da söz öbekleri sorulur. Bu durumda konuşmanın akışına ve sözcükler arasındaki anlam ilişkilerine dikkat edilmelidir.

 

ÖRNEK SORU:

Ne kadar ............ olursak olalım, bunu ........... sevdiklerimiz yoksa mutlu olamayız.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdaki sözcüklerden hangileri getirilmelidir?

(LGS 2004)

A)      girişken – gösterecek

B)      çalışkan – söyleyecek

C)      düşünceli – dinleyecek

D)      başarılı – paylaşacak

 

ÇÖZÜM:
Verilen cümlenin anlam bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda “başarılı – paylaşacak” sözcüklerinin getirilmesi gerekir.

YANIT: D

 

 

CÜMLE OLUŞTURMA

    Karışık olarak verilen sözcük ya da söz öbekleriyle cümle oluşturulurken öncelikle yüklem olan sözcük saptanır. Yükleme sorulan öğe sorularıyla cümle oluşturulur.

 

ÖRNEK SORU:

1.        aynı şeyleri

2.        başkalarının düşüncelerini

3.        dinleyerek de

4.        okuyarak

5.        yapabiliriz

6.        nasıl öğreniyorsak

 

Yukarıdaki sözcük ve sözcük gruplarıyla anlamlı  bir cümle oluşturmak için sıralama nasıl olmalıdır?

                                                                              (ÖO 2004 )

 

A)      2 – 6 – 3 – 1– 4– 5

B)      1 – 3 – 5 – 6– 4 – 2

C)      2 – 4 – 6 – 1 – 3 – 5

D)      3 – 5 – 1 – 2 – 4 – 6

ÇÖZÜM:

Bu sözcüklerle anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturmak istesek, ilk önce yüklemi bulmalıyız. Burada yüklem, beşinci sözcük olan “yapabiliriz” sözcüğüdür. Seçeneklerdeki sıralamaya beş numarayla biten iki seçenek vardır: A ve C. Sözcükler arasındaki anlam dikkate alındığında da C seçeneğinin sıralamasının daha uygun olduğu görülür. Doğru sıralama şu şekildedir:”Başkalarının düşüncelerini okuyarak nasıl öğreniyorsak aynı şeyleri dinleyerek de yapabiliriz.”

YANIT: C

 

 

CÜMLELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

 

1) Neden-Sonuç İlişkisi

   Bir yargının gerçekleşme sebebinin belirtildiği cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “niçin” sorusu sorulduğunda cevap alınır.

·          İş bulamadığı için buralara gelmiş.

·          Fazla ışıktan uyuyamadım.

 

2) Amaç İlişkisi:

Bir yargının hangi amaçla söylendiğinin belirtildiği cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “hangi amaçla” sorusu sorulduğunda cevap alınır.

·          İş bulmak için buralara gelmiş.

·          Ders çalışmak üzere dershaneye gitti.

 

UYARI:

“İçin” sözcüğü cümlelerde hem “neden-sonuç” hem de “amaç” ilgisi kurar.

“Soğuk su içtiği için hastalandı.”  cümlesine “için” sözcüğü “neden-sonuç” ilgisi,

“Su içmek için mutfağa gitti.” cümlesine de “amaç” ilgisi katmıştır.

 

 

ÖRNEK SORU:

1.        Birkaç saat için izin almaya değmez.

2.        Bunu senden sakladığım için üzgünüm.

3.        Ona güvenmediğin için sana çok kızıyor.

4.        Karar vermek için henüz çok erken.

 

“İçin” sözcüğü yukarıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi kurmuştur?

 

(LGS 2002)

A) 1 – 2         B) 1 – 4       C) 2 – 3       D) 3 – 4

 

ÇÖZÜM:

Yukarıdaki 2 ve 3 numaralı cümlelerde bir neden-sonuç ilişkisi, 4 numaralı cümlede ise amaç söz konusudur.

 

 

 

 

 

3) Koşul İlişkisi (Koşula Bağlılık):

  Bir yargının gerçekleşmesi, diğer bir yargının gerçekleşmesine bağlı olan cümlelerdir.

·          Hatanı kabul edersen seninle barışırım.

·          Seni gördükçe yaşadığımız zorlukları hatırlıyorum.

 

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşmesi bir şarta bağlanmıştır?

(ÖO 2004)

A)      Sağ baş yastık istemez.

B)      Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

C)      Canı yanan eşek, atı geçer.

D)      Körle yatan, şaşı kalkar.

 

YANIT: B

 

4) Karşılaştırma İlişkisi:

    İki farklı nesnenin ya da kavramın ortak bir nitelikle ilgili olarak birbirlerine karşı durumlarının belirtildiği cümlelerdir.

·          Evde daha rahat çalışıyorum.

·          Senin saçların onunkinden biraz fazla.

 

 

5)Karşıtlık İlişkisi:

    Birbirine zıt durumların belirtildiği cümlelerdir.

·          Sınava çok iyi hazırlandım; Fakat başarılı olamadım. 

·          Adamın yüzündeki yumuşak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleşmişti.

 

 

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “karşıt özellikler” bir arada verilmiştir?

(ÖO 2000)

A)      Çelimsiz, fakat gözü karaydı.

B)      Hızla geçen araç, kavşakta durdu.

C)      Aldığı elbisenin kumaşı özürlüydü.

D)      Ne geldi, ne haber gönderdi.

 

 

ÇÖZÜM:

A seçeneğinde kişi “çelimsiz” olmasına rağmen “gözü kara” biridir.     YANIT: A

 

CÜMLEDE ANLATIM ÖZELLİKLERİ

 

1) Öznel Anlatım:

  Doğruluğu kişiden kişiye değişebilen, kişisel düşünce niteliğinde olan, kanıtlanamayan bir nitelik taşıyan cümlelerdir. Bu cümlelerin anlamları görecelidir ve bu cümlelerde yorum vardır.

 

·          Güzelim romanın filmini başarısız buldum.

·          Romanın kahramanı şirin bir kasabaya yerleşir.

 

2) Nesnel Anlatım:

  Nesnel yargılar kişiye göre değişmeyen ve kanıtlanabilen bir nitelik taşır. Yazar, anlatımına kendisini katmaz; yani duygu ve düşüncelerine yer vermez.

 

·          Romanın filmini de izledim.

·          Romanın kahramanı bir kasabaya yerleşir.

 

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesnel bir anlatım vardır?

(LGS 2003)

A)      Göreceksiniz, bu maç berabere bitecek.

B)      Kutuplardaki buzların erimesiyle denizlerin seviyesi yükseliyor.

C)      Yaşamın temelinde, karşılıklı sevgi ve saygı vardır.

D)      Beyaz, diğer renklerden güzeldir.

 

 

 

ÇÖZÜM:

Nesnel yargılar, kişisel duygu ve düşünce içermeyen, doğruluğu kanıtlanabilen yargılardır. B seçeneğindeki yargı kanıtlanabilir bir nitelik taşıdığı için nesneldir. YANIT: B

 

3)  Doğrudan Anlatım:

  Başkasına ait bir sözün,  biçimsel bir değişikliğe uğratılmadan, olduğu gibi aktarılmasına doğrudan anlatım denir.

·          Öğrenciler, “Dergiyi çok beğendik.” dediler.

 

4) Dolaylı Anlatım:

  Başkasına ait bir sözün anlamının bozulmadan, biçimsel yönden değiştirilerek üçüncü bir kişi tarafından aktarılmasına da dolaylı anlatım denir.

·          Öğrenciler, dergiyi çok beğendiklerini söylediler.

 

CÜMLEYLE İLGİLİ KAVRAMLAR

1) Tanımlama:

 Bir varlığın, bir kavramın kendine özgü niteliklerinin anlatılmasıdır. “Nedir?, kimdir?” sorularına cevap alınan cümlelerdir.

·          Şiir, duyguların estetik bir şekilde anlatılmasıdır. (Şiir nedir?)

 

2) Değerlendirme:

 Bir yapıtın, sanatçının ya da herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koyarak özelliklerini belirlemeye değerlendirme denir.

·          Sanatçı bu eserinde, diğer eserlerinde gösterdiği başarıyı yakalayamamış.

 

3 )Üslup(Biçem):

  Sanatçının dili kullanma şekli, sözcük seçimi, cümle kurma biçimi kısaca sanatçını dil ve anlatım özelliğinin tümüdür.

 Yazarın ele aldığı konuyu “nasıl ifade ettiği”dir.

·          Eserlerinde yalın bir dil kullanmaya özen göstermiştir.

 

   

4) İçerik(Konu):

Bir eserin konusu, vermek istediği mesaj eserin içeriğini oluşturur. Yazarın “ne anlattığı”dır.

·          Yazar, bu eserde tek başına yaşayan genç bir adamın yaşamını ele almış.

 

5) Duruluk:

Cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.

“Aldığı kitabı geri iade etmedi.” Cümlesi duru bir cümle değildir; çünkü “iade etmek” geri vermektir. Dolayısıyla bu cümlede “geri” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Bu cümle “Aldığı kitabı iade etti.” Şeklinde olsaydı duru bir cümle olurdu.

 

6) Yalınlık (Sadelik):

 Cümlenin açık, süsten ve zorlamadan, parlak hayali buluşlardan, süslü benzetmelerden uzak,  kolayca anlaşılabilen bir anlatıma sahip olmasıdır.

 

“Güneş batıyor.” cümlesiyle “Güneş kızıl alevler saçarak yok oluyordu.” cümlesi farklı sözcükler kullanılsa da aynı anlama gelmektedir. İlk cümle süsten ve mecazlardan uzak olduğu için yalındır, ikinci cümlede tam tersi bir özellik bulunduğu için yalın değildir.

 

7) Özgünlük:

Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, taklit olmayan.

 

·          Sait Faik, başkalarının açtığı yoldan gitmemiştir. Bu nedenle de özgündür.

 

8) Özlülük(Özlü anlatım):

Az sözle çok şey anlatabilmektir. Özlü anlatımda lafı uzatmak, dallandırıp budaklandırmak söz konusu değildir.

·          Atasözleri az sözle çok şey anlattıkları için özlüdür.

 

 

 

CÜMLENİN İLETTİĞİ DUYGU VE YARGILAR

 

1) Varsayım:

Olmuş bir olayın ya da nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen bir durumun belli bir şekilde sonuçlanmış olduğunu kabul etmektir.

·          Tut ki bu maçı Galatasaray kazandı...

 

2) Öneri:

 Bir sorunu çözmek için öne sürülen görüş ve düşüncelerdir.

·          Kompozisyon yazarken, gereksiz sözcük kullanmasan iyi edersin.

 

3) Önyargı:

 Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay veya görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm.

·          Görün bakın bu çocuk ileride çok büyük işler başaracak.

·          Eminim bu kitap fazla satmayacak.

 

4) Tahmin-Sezgi:

 Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme; önceden kestirilen, düşünülen şey.

·          Benden bir şeyler gizliyor gibisin.

·          Konuşmalarından iyi biri olduğu anlaşılıyor.

 

5) Olasılık (İhtimal):

 Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık.

·          Önümüzdeki hafta size uğrayabilirim.

 

6) Yakınma (Şikâyet etme):

 Olumsuz bir durumdan dolayı şikâyetçi olmaktır.

·          Vaktinde eve gelmemeyi alışkanlık haline getirdi.

 

7) Sitem (Kırgınlık):

 Bir kimseye; yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık gibi duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtmektir.

·          Düğününe beni nasıl çağırmazsın!

 

8) Kaygı (Tasa):

 İstenmeyen bir şeyin ya da kötü bir durumun gerçekleşeceğine dair endişe taşımaktır.

·          Acaba başına bir şey mi geldi?

 

9) Uyarma (İkaz):