Atatürk İlkeleri

Atatürk İlkeleri
Atatürk'ün inkılaplarına bunları gerçekleştirirken uyguladığı yöntemlere esas olan düşüncelerin sistemli bir şekilde ifade edilmesi "Atatürk ilkeleri" dir. Bu ilkeler inkılaplar gerçekleştirildikten sonra da onların yaşatılmaları için dayanak olmuştur.

Atatürk'ün inkılaplarına esas olan ilkeler sağlam tutarlı ve kalıcı niteliklidir.

Çünkü ilkeler evrensel boyutlu ve insanlığın uzun bir tarih boyunca işlediği esaslı düşüncelere dayanmaktadır.İlkelerin temelinde yatan düşünceler 17.yüz yıldan sonra dünyaya yayılmaya başlamış 19.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğuna sınırlı olarak bu düşünceler girmiştir.

Atatürk bu düşünceleri kendi sezgisi aklı ile değerlendirmiş gözlemleri ve deneyleri ile uygulama niteliklerini ölçmüş onlara kendi milliyetçi anlayışından doğan yeni boyutlar kazandırmış ve inkılap gerçekleştirmiştir.



ATATÜRK İLKELERİNİN KÖKENLERİ

AKILCI VE BİLİMSEL DÜŞÜNCE


İnsanın Çevresindeki olayları gerçekleri aklın değişmez kuralları ve bilimin verileri ile açıklayıp değerlendirmesi için kullandığı yöntem akılcı ve bilimci yöntemdir.insanlık yeni çağ başlarından sonra akılcı düşünceye sahip olmuştur .

Osmanlı Devleti akılcı ve bilimsel düşünceden uzak kalmıştır.Atatürk , inkılapları ile akılcı ve bilimsel yolu Türk toplumuna kazandırdı.

Atatürk ilkelerinin kökeninde akılcı ve bilimsel düşünce yatar.

FRANSIZ İHTİLALİNİN ETKİLERİ:

"Fransa ihtilali bütün dünyaya özgürlük düşüncesini estirmiştir ve bu düşüncenin şimdide temeli ve kaynağı olmaktadır.
Fakat insanlık o tarihten beri ilerlemiştir.Türk Demokrasisi Fransa ihtilalinin açtığı yolu izlemiş ama kendine özgü seçkin niteliği ile gelişmiştir "Sözleri ile Atatürk Fransız ihtilalinin Türk inkılabına etkide bulunduğunu açıkla belirtmektedir,

Laik, milliyetçi, millet egemenliğine dayalı bir devletin kurulmasında Fransız ihtilalinin etkisi vardır.Ancak bu et-
ki kendisini taklitçi olarak göstermez . Türk Milletinin kendi benliğine göre bu etkiyi biçimlendirdiğini görmekteyiz.


TÜRKÇÜLÜK AKIMI: 19.yüzyıl ortalarında doğan aynı yüzyılın sonlarına doğru gelişen Türkçülük akımı

kesin çizgileri ile Atatürk döneminde belirmiştir.Ancak her işi Türk Milletinin çıkarları açısından değerlendiren
Türkü yükseltmek,yüceltmek isteyen Atatürk bu akımdan büyük ölçüde yararlanmıştır.

ATATÜRK'ÜN SENTEZİ: Akılcı ve bilimci düşünce, Fransa ihtilalinin etkisi , Türkçülük akımı ,Atatürk tarafından birleştirilmiş bunların yoğrulmasıyla ilkeler ortaya çıkmıştır.

İlkelerin Niteliği : Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, Devletçilik, laiklik, inkılapçılık olarak belirlediğimiz Atatürk ilkeleri dış yapıları bakımından özgün değillerdir. Yani bunlar ilk defa Atatürk tarafından bulunmuş ilkeler değillerdir.Ancak iç yapıları bakımından Türklerin özelliklerine ulusal şartlara uygun bir hale getirilmişlerdir.Altı ilke Atatürk İnkılap modelinin “Birlik,otorite,eşitlik “sağlama : Devleti güçlü,toplumu çağdaş düzeye ulaştırıp mutlu kılma amaçlarına yöneliktir.Atatürk bu konuda şunu söylemektedir “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi TC. halkını tamamen çağdaş ve modern ve bütün anlam ve görünüşü ile uygar bir toplum durumuna getirmektir.

CUMHURİYETÇİLİK

Atatürk'ün temel ilkelerinin başına Cumhuriyetçilik konmuştur. Cumhuriyet bir devlet biçimidir.

Devlet : Belli sınırlar içinde yaşayan ve ortak bazı özelliklere sahip insanların,kendi içlerinden çıkardıkları güç-
le örgütlenip yaşamalarından oluşan bir toplumsal kurumdur.Egemenliğin kullanılmasına göre Devlet biçimleri oluşmaktadır.

Monarşi, oligarşi, demokrasi devlet biçimleridir.

Egemenliği kullananların belli aralıklarla seçimle iş başına geldikleri devletlere cumhuriyet denilmektedir. Cumhuriyet oligarşik
cumhuriyet, halka dayalı cumhuriyet (Demokratik-Demokratik olmayan) ikiye
ayrılabilir. Meşruti monarşi demokrasi sayılmasına rağmen cumhuriyet sayılmaz

Demokrasi: Toplumda farklı düşüncelerin temsil edilmesine,vatandaşın yöneticilerini bu düşünce akımları içinde dilediğince seçmesine denetleyebilmesine dayanan rejime demokrasi denilmektedir. Doğrudan,temsili.yarı doğrudan olmak üzere demokrasi şekilleri vardır.

Temsili Demokrasi genellikle kullanılan şeklidir.Bu sistemde halk kendisini seçtiği vekilleri aracılığıyla yönetir,

Temsili demokraside iki ana esas vardır ;

1-Vatandaşın hakları ve Özgürlüklerinin güvence altına alınması

2-Temsilcilerin seçimine halkın bütün kesimlerinin katılması.

Cumhuriyet demokrasinin gelişmesi için en ülküsel devlet biçimidir. Çeşitli sorunlar olmasına rağmen cumhuriyet demokrasi
ile özdeştir.

Türk toplumuna demokrasi ve cumhuriyet anlayışının yerleşmesi çok uzun bir süre aldı.

Orta Asya Türklerinde oligarşik devlet biçimine rastlanılmakla birlikte çok hareketli ve enerjik olan toplumda ayrıcalık faz-
la göze çarpmamaktadır.Müslümanlığı kabul ettikten sonra Ortadoğu’da devletler kuran Türklerin yapısının monarşiye dönüştüğü görülmektedir.Osmanlılarda ise mutlak monarşinin egemen olduğunu görüyoruz.

17.yüz yıl sonlarına doğru Osmanlı Devletinde Askerlik alanından başlanarak, çeşitli reformlara gidilmiştir. Tanzimat dönemi ile can ve mal güvenliği sağlanmış, ıslahat fermanı ile vatandaşlar arasındaki hukuk ayrıcalığı kaldırıldı.Birinci ve ikinci meşrutiyet

dönemlerinde meşruti demokrasi için yoğun çabalar harcandı.
Atatürk çağdaş düşünce akımları, batıdaki siyasal ve bilimsel gelişmeler karşısında Osmanlı Devletinin yaşama şansının kalmadığına inanmıştır.O zaman yapılması gereken millet egemenliğine dayanan cumhuriyet kurmaktır»
Atatürk , kurtuluş savaşı sırasında yeni bir devlet oluşturarak devleti ulusal egemenlik esasına dayandırmıştır.

Atatürk'ün Cumhuriyet anlamışı millet egemenliğine dayanmaktadır. Çağdaş Demokrasi onun temel hedefidir »

Atatürk Cumhuriyet ve demokrasiyi kendi sözleriyle şöyle açıklamaktadır;

"Türk Milletinin tabiat ve geleneklerine en uygun yönetim biçimi cumhuriyet yönetimidir"

"Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir . Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir."

"Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır, samimi ve meşru olmak şartı ile her fikre hürmet ederiz.

Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lazımdır."

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."
" Milletin geleceğine yalnız ve ancak millet egemen olacaktır.”
”Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve akla yatkın uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir.”

"Artık bu gün demokrasi düşüncesi durmadan yükselen bir denizi andırmaktadır .20.yüzyıl bir çok zorba hükümetlerin bu denizde boğulduğunu göstermiştir.Demokrasi ilkesi egemenliği kullanan araç ne olursa olsun temelde ulusun egemenliğine sahip olmasını ve sahip kılınmasını gerektirir.

Atatürk'e göre cumhuriyet, milletle, devlet arasında bir kaynaşma sağlar. Cumhuriyet Türk inkılabının en güçlü ve en yol açıcı ilk büyük adımıdır.toplumun dinamizmi,gelişme, çağdaşlaşma yolundaki ilerlemeler, Türk Devletinin cumhuriyet temeli üzerine oturtulmasından kaynaklanmaktadır.

Yapıldıkları Alanlara Göre Atatürk Devrimleri [değiştir]
Siyasal devrimler [değiştir]Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Türkiye'nin Yeniden İdari Teşkilatlanması
Atatürk İnkılapları

Siyasal inkılaplar
Saltanatın Kaldırılması
Cumhuriyetin İlanı
Halifeliğin Kaldırılması

Toplumsal inkılaplar
Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı
Şapka Kanunu
Tekke, Zâviye ve Türbelerin Kapatılması
Soyadı Kanunu
Lâkap ve Unvanların Kaldırılması
Uluslararası Ölçülerin Kabulü


Eğitim ve kültür alanındaki inkılaplar
Öğretimin Birleştirilmesi
Harf Devrimi
Köy Enstitüleri
Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarının Kurulması
Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi
Güzel Sanatlarda Yenilikler

Ekonomik inkılaplar
Aşarın Kaldırılması
Çiftçinin Özendirilmesi
Toprak Reformu
Örnek Çiftliklerin Kurulması
Sanayi Teşvik Kanunu
I. ve II. Kalkınma Planları



Hukuki inkılaplar
Mecellenin Kaldırılması
Medeni Kanun

Ankara'nın Başkent Olması (13 Ekim 1923)
Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
Çok Partili Rejim Denemeleri

Toplumsal devrimler [değiştir]Kadınların Erkeklerle Eşit Haklara Sahip Olması (1926 - 1934)
Şapka ve Kıyafet Devrimi (25 Kasım 1925)
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
Lâkap ve Unvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934)
Uluslararası Saat, Takvim ve Uzunluk (1925 - 1931)


Eğitim ve kültür alanındaki devrimler [değiştir]Öğretimin Birleştirilmesi (3 Mart 1924)
Harf Devrimi (1 Kasım 1928)
Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1 Nisan 1931, 12 Nisan 1931)
Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
Güzel Sanatlarda Yenilikler
Medreselerin Kapatılması 1926
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun 1926
Millet Mekteplerinin Açılması 1920
Üniversite Reformu 1933


Ekonomi Alanında Devrimler [değiştir]Aşar(Öşür) Vergisinin Kaldırılması (17 Şubat 1925)
Çiftçinin Özendirilmesi
Örnek Çiftliklerin Kurulması (1925)
Sanayi Teşvik Kanunu (28 Mayıs 1927)
I. ve II. Kalkınma Planları (1933, 1937).
İzmir İktisat Kongresi 1923
Tarım Kreedi Kooperatiflerinin kurulması
Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün kurulması
ticaret ve sanayi odalarının kurulması
Kabotaj Kanunu

Hukuksal devrimler [değiştir]Mecellenin Kaldırılması (1924 - 1937)
Medeni Kanun ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924 - 1937)
Ceza Kanunu
Yeni Anayasanın Kabulü (1924)
Teşkilatıesasiye Kanunu (1924)
Şer'iyye Mahkemelerinin Kapatılması (1924)

Atatürk'ün devrimlerinin Nedenleri [değiştir]Atatürk'e göre bu devrimlerin amacı; Türk Milletinin son asırlarda geri kalmasına neden olan bütün kurumları kaldırarak yerine milletin karakterine, şartlara ve çağın gereklerine uygun ve ilerlemeyi sağlayacak yeni kurumlar kurmak ve Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmakdır.
Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta saygınlığını yitirmiş, vatandaşın sorunlarını çözmekten uzak hale gelmiş, ekonomisi bozulmuştu. Büyük devletler, Osmanlı Devleti'ne verdikleri borçların karşılığı olarak, üretilen malların çoğuna el koymaktaydılar.
Birbiri ardı sıra yapılan savaşlar ve ayaklanmalar halkı bezdirmiş, toplum düzeni bozulmuştur. Vergiler adaletsizdi. Kanun karşısında kimseye eşit davranılmıyor ve halk gittikçe daha da fakirleşiyordu.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından da yenik çıkınca, ülke diğer devletlerce işgale uğradı. Artık Osmanlı Devleti, fiilen çökmüş, sadece ismen varlığını devam ettirmekteydi. Padişah kendi canının ve tahtının kaygısına düşmüş, işgal devletleri ile işbirliği içerisindeydi. Vatanın ve milletin kurtarılması gerekiyordu. Bu da ancak yeni bir devlet ve rejimi kurarak yapılabilirdi.

Atatürk ve manevi kızıAtatürk ve arkadaşları Türk Milletini bu durumdan kurtarmak için Kurtuluş Savaşını başlatmış, Samsun'a çıkışından sonra Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaparak Anadolu'nun dört bir yanından gelen temsilciler ile birlikte vatanı kurtarmak için çalışmaya başlamışlardır. Sonunda 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM açılmış ve yeni bir Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Bu yeni devlet içte padişah hükümetine, dışta işgalci düşmanlara karşı büyük bir mücadele başlattı. Vatan toprakları düşmandan temizlendi. Sonra da padişahlık yönetimi kaldırıldı. Yerine, akılcı, gerçekçi, ilerici bir yönetim kuruldu. Atatürk'ün yaptığı devrimlerle bugünkü çağdaş Türk toplum düzeni oluşmuş oldu.
Kaynak:Nutuk(Söylev)